ankara

“Sırça Yürekte”te Bir “Yalgın” Şair - Münevver Düver / Emine SEVİNÇ ÖKSÜZOĞLU

Emine SEVİNÇ ÖKSÜZOĞLU

“Efsanevi bir güzelsin ey annelerin annesi
Periler kadar güzelsin ey ruhumun mabudesi
Hayatımın önderisin ey güzeller melikası
Ne olur anne, okşarsan beni

Bu başlıklar sanırım size kimi ve hangi kitapların tanıtımını yapacağımı anımsatmış olmalı ki, yüzünüzdeki tebessümü sanki şimdiden görür gibiyim...


Gazeteci, Araştırmacı Yazar , Şair ve Fotoğraf Sanatçısı Münevver DÜVER hanımefendinin Sırça Yürek, Yalgın Dağ Ardı, Duyamıyorum, Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz, Güzeller Kervanı Gönülden Geçer, Sevginin Bedeli Olmaz isimli kitaplarını hep birlikte tanıyacak, şiirlerini hep birlikte inceleyeceğiz.

Dahası bu tanıtımımızda bir ilk yaparak Münevver Düver hanımefendi ile sanat yaşamı ve onun eserleri hakkında yapmış olduğumuz bir röportajı da sizlerle paylaşacağız.

Aslen Adana doğumlu olan Münevver Düver hanımefendi, Kültür Bakanlığındaki 10 yıllık başarılı bir iş yaşamının sonunda, kendini tam anlamı ile şiire ve edebiyata vermiş bir gönül erbabıdır. Her an her yerde olmayı büyük ustalıkla başaran, son derece aktif, başarılı bir Türk hanımefendisidir. Bu başarısı yazmış olduğu kitaplarına yansımıştır.

“Sırça Yürek” selefon kaplama olup, ofset baskı tekniği kullanılarak basılmış ve Gündüz Kitabevi yayınları arasında gün yüzü görmüş, son derece kaliteli bir yapıttır. Kitapta yer alan tüm şiirler, şairin yaşamını etkilemiş ve onda derin izler bırakmış insanlara ithafen yazılmıştır. Şiirlerle ortak olarak kullanılan resimler de son derece ilgi çekici... Göze çarpan diğer bir konu ise; şiirlerin birilerine ithafen yazılmasına rağmen, büyük ustalık ve incelikle kaleme alınmış olmasıdır...


Kar Beyaz Ölüm -1” isimli şiirinden:
bir kış günü tuttum ellerini annemin
gün soğuktu
onun elleri sıcak
gözleri annemin deniz mavisi
ve beni sorar
gözlerinin feri
saçlarının tellerine yağmış
gülüyor çocuklarla bir olup
dışarıda kar…
bir kış günü tuttum ellerini annemin
kar beyaz bir günde kefenlendi daha beyazı
geçmedi ellerimin….


Bu şiirin işlenişindeki ustalık, okuyucuyu da oldukça etkilemektedir. Başta gönül tellerinin titreşimleri olmak üzere, çeşitli konulardaki duyarlılıklarını dillendirmeye yönelik şiirleri kaleme almış şair.
“Şiir benim yaşamım, şiir benim nefesim. Şiir mutluluktur, mutluluk da paylaşıldıkça çoğalır” diyen şairimiz “Yalgın” isimli şiir kitabını okuyucuları ile buluşturmaktan son derece mutlu...


“Deli Gibi Sevdim” isimli şiirinden;

“İki şeyi deli gibi sevdim
Hayatta….
Bir seni, bir de maviyi
Seni sevdim çünkü;
Maviydi gözlerin
Maviyi sevdim çünkü;
O gözler senin”


Her satırında ustalıkla işlediği duyguları ve ustalığı göze çarpıyor. Şiirlerinin konusu çoğunlukla sevgi üstüne. Çünkü sevgi, değerlerin en güzeli ve en kıymetlisi şaire göre. Ayrıca sosyal ilişkileri ile hayat görüşünü de şiirlerinde işlemiş. Benim Münevver Düver hanımefendi de ve şiirlerinde tespit ettiğim iki önemli unsur var. Birincisi duygularının yoğunluğuna ilişmiş içtenliği. Diğeri ise; şiir kitabını kendi imkânları ile yayınlamış olmak. Yani cesareti büyük. Bu iki büyük unsur Münevver Düver hanımefendinin önünü aydınlatacak ve ona yön verecek. Şiir zaten başlı başına bir güzellik demektir. En güzellerini bir araya getirmek de şairin kendisine düşer. Biz; yoluna sağlam adımlarla ilerleyen şairimize güçlü, başarılı, duygulu ve şiir dolu bir gelecek diliyoruz.

“Güzeller Kervanı Gönülden Geçer” isimli kitabında ise şair; farklı bir tema oluşturmuş ve bu doğrultuda yayımladığı kitapları bir Münevver Düver imzasını taşımaktadır.


“Fedakâr olmak için
Gönülden sevmek gerek
Yürekli olmak için
Kendini tanımak gerek
Umudunu kaybetmeye
Yaşamayı sevendir
Unutmayan bir kalp
Bir ömür sevendir
Unutma ki;
Güzeller kervanı gönülden geçer”


Az kitap okuyan bir toplum olmanın acı sonucu olarak, maalesef ki piyasada yayımlanmış o kadar kitap olmasına ve bir o kadar da yazar olmasına rağmen, ne yazık ki az okuyan bir kitleye sahibiz… İşte okunmaya değer bulduğum ve şiir seven siz okuyucularıma da ısrarla önerdiğim bir şiir kitabı daha. “Güzeller kervanı gönülden geçer.”

Şairin şiirdeki ustalığı bu kitapta da kendini göstermiş. Konulara direkt ve kestirmeden girerek, sade ve arı bir dille kaleme almış şiirlerini. Yoğun duygular içinde kaleme aldığı şiirleri, her insanın iç dünyasında tezahür edebilen acılar, özlemler, yer yer arayışlar, hatta haykırışlar ve başkaldırılar dan oluşan, kesitlerden oluştuğunu gördüm. İşte bu da şairin şiirdeki inceliğini, duyarlılığını, dahası onun şiirde ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir.

Ve yine Münevver Düver hanımefendiye ait bir diğer kitap:


“Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz”
“Hayallerimi, Amerika bombaları yok etti
İki gözümü alıp ama etti
Daha on dört yaşımda belimi büktü
Baharı beklerken, hayatımı zemheri etti
Gençliğimi yaşamadan, yaşayan ölü etti.”



Size tanıtacağım bu kitap bir şiir değil, iki perdeden oluşan bir tiyatro oyunu. Oyunda Irak dilinde Irak’ın kıyamı, Kral Faysal’dan tutunda, Saddam Hüseyin’e, Rusya’ya Amerika’ya kadar uzanan bir öykü anlatılmaktadır. Irak halkının Müslüman olmanın bedelini ne kadar acı bir şekilde ödediği ve bu uğurda neler yaşadıkları usta bir kalemle anlatılmaktadır.
Oyun 17 Aralık 2006 tarihinde Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro sahnesinde Fatih Çoban Yönetiminde gösterime sunulmuştur. Bu da yazarın şiirde olduğu kadar, sanatın başka alanlarında da hele ki Tiyatro gibi zor bir sanat dalında ne kadar başarılı bir performans sergilediğini ortaya koymaktadır…

Ben de Tiyatro eğitimi almış ve senelerce oyunlar sahnelemiş bir tiyatro sanatçısı olarak, konuya hiç de yabancı olmadığımı, oyunu sergilemek kadar, kaleme almanın da çok zor bir sanat dalı olduğunu bilir kişi olarak vurgulamak istiyorum. İşte bu konuda sevgili kalem arkadaşım Münevver Düver hanımefendiyi bir kere daha yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum…
“Dağ Ardı Duyamıyorum” Türk Edebiyatının çalışkan hanımefendisi Münevver Düver’in bir diğer kitabının adı…

“Ruhtan Ruh Taşıyan Yoldayız” isimli şiirinden;
Ben senin kıymetini bilen bir yar oldum
Sanki Tanrı emir verdi, ben sana yar oldum
Sanki okyanus gibi sevgin doldukça doldu
Ruhtan ruha taşıyan yollardayız biz”



“İnsan yazdığını mı yaşar, yaşadıklarını mı yazar?” diyen şairimiz Münevver Düver, her kitabında insanın yaşayabileceği, hayallerin ve yaşadığı hayat kesitlerinden pasajlar sunmuş okuyucuya. Şiirlerindeki dil, anlatım ve kalite okuyucunun; hatta halkımızın diline inerek kaleme alınmış şiirlerdir. “Söz uçar, yazı kalır” demiş atalarımız, evet gerçekten de öyle. Bu söze sonuna dek katılıyorum ben. Yazılmayan hiçbir şey geleceğe aktarılamaz. Dahası şairler ve yazarlar kendi çağlarının en büyük tanığıdırlar, yazarı olmayan bir toplum, kendi çağını gelecek kuşaklara nasıl anlatabilir ki? İşte Münevver Düver hanımefendi de, geleceğe tanıklık yapan şairlerimiz arasında yerini çoktan almış bir usta kalemdir. Bu çalışmalarınızın devamı daha da kaliteli eserler çıkartacağınızın bir işareti olarak sinyal vermektedir…

Veee “Sevginin Bedeli Olmaz”

“….Aşka kucak açsan da
Gözlerime dalarak baksan da
Sonunda sır olarak kaçsan da Bi gün yoldan sapsan da
Gerçek sevene…
Sevginin bedeli olmaz”




2. Baskısını yapan “Sevginin Bedeli Olmaz” okuyucusu tarafından beğeni ile kabul edilmiş bir başka yapıt. Kitapta yer alan eserler özgün mesajlar verdiği gibi, anlatımı son derece sade ve arı, anlaşılması da bir o kadar okuyucuyu yormamaktadır.

Şairin tanıtımını yaptığım tüm kitapları Gündüz Kitabevi yayınları arasında okuyucuları ile buluşmuştur. Kitapların tamamı beyaz kağıda, ofset baskı tekniği kullanılarak, selefon kaplama kapak olarak yayımlanmıştır. Şimdi tüm okur severler için kitapları temin edebilecekleri ve yazarla iletişime geçebilecekleri iletişim bilgilerini veriyorum.

-email- -email-

Şimdi yazarımızı daha yakından tanımak, onun eserleri hakkında geniş bilgi sahibi olmak için onunla yaptığımız röportajı sizlerle paylaşmak istiyorum.

GAZETECİ, ARAŞTIRMACI YAZAR , ŞAİR VE FOTOĞRAF SANATÇISI MÜNEVVER DÜVER HANIMEFENDİ İLE SÖYLEŞİ:


E.S.Ö-Sayın Münevver Düver, kaç yıldır edebiyatla uğraşıyorsunuz?

M.D-Çocukluk yıllarından beri şiirle iç içeyim aslında. İlkokula gidip okuma yazma öğrendiğimde başladım şiir yazmaya. Annem, bir şeker bayramında babamın bizleri götürdüğü lokantada, üstü başı perişan çocukların şeker isterken ki hallerine çok üzüldüğümde peçete üzerine ağlayarak yazdığım şiiri çantasına koymuştu. Sonradan çıkarıp verdiğindeki sevincimi hala hatırlıyorum. Sanki dünyanın en pahalı mücevherini bulmuştum. Sonraki yıllarda da şiirle asla ilgimi kesmedim. Yazmaya devam ettim. Bugünlere kadar geldim.

E.S.Ö- Bugüne kadar kaç kitap yayımladınız?

M.D-Yazdığım şiirlerin sayısını binlerle telaffuz edebiliriz. Bunların bir kısmını geçtiğimiz yıllarda kitaplaştırdım. Bugüne kadar, biri ikinci baskısı yapılan beş şiir kitabım yayımlandı. Üstelik 2005 yılının Aralık ayında beş şiir kitabımı birden bastırıp, şiir severlerin beğenisine sundum. Bu durum, değil Türkiye’de, dünyada bile bir ilktir. Ayrıca 2006 Aralık ayında bir de tiyatro oyunumu kitaplaştırdım. 25 civarında kitabımda yayına hazır, basılmayı beklemektedir.
Genelde edebiyat, özelde şiir için verdiğim emeğin karşılığını edebiyat severlerin gösterdiği ilgiyle fazlasıyla alıyorum. Bu bağlamda, çok değişik kurum, kuruluşlardan sayısını bilemediğim kadar çok plaket ve ödül aldım. Bu durum, haliyle her şairin olduğu gibi benimde üretkenliğimi olumlu yönde etkilemektedir. En son, bu yıl içerisinde “ Türkiye Sevdası Projesi” kapsamında “Türkiye Sevdası 2007 Hikmet Okuyar Kültür Sanat Ödülü”ne layık görüldüm. Sayısız ödül almama karşılık, bu ödülün ben de ayrı bir yeri bulunmakta.
3. 25 civarında yeni kitap yolda dediniz. Nedir bu kitaplar, Konuları nelerdir? Sadece edebiyatla ilgili değil yayına hazır olan kitaplarım. Bir çok konudaki araştırmalarımı da kapsamaktadır. Mesela, “Eski Türk inancı: Şamanizm” adlı eserim, Türk Kültürünün temelini oluşturan Şamanizm hakkında geniş kapsamlı bir araştırma kitabıdır. “Adı Zenginliğinde Gizli Adana” eserim, doğup büyüdüğüm Adana’yı geçmişten geleceğe taşıyan bir eser. “Bir Milletin Yok Ediliş Fermanı Çeçenistan”, Çeçen halkının dramını dile getirmektedir. “Kıl Çadırdan İmparatorluğa Osmanlılar”, “İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Destanları”, “Son 30 Yılda Dünyada İşlenen Suikastlerin Anatomisi”, “Hıristiyan Türk Boyu Gagauzlar”, “Horasan Türkleri”, “Teşkilatı Mahsusa” ve “Türkiye’de Yaşayan Azınlıklar” adlarından da anlaşıldığı gibi birer araştırma ve inceleme kitaplarıdır. “Şehit Sinan Eroğlu”, Güneydoğu Anadolu’da Gabar Dağı’nda şehit düşen Yüzbaşı Sinan Eroğlu’nun hatırasını anlatmaktadır. “Zülfüyarim” adlı eserim ise, hikâyeli şiirlerden oluşmaktadır. Şiirlerim, gerçek öyküleriyle birlikte kitapta yerlerini aldılar. Bu kitabımı, edebiyat severlerin ve şiir severlerin büyük ilgi göstereceğine inanıyorum. Ayrıca, “Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk” adlı bir inceleme- araştırma kitabımın hazırlıkları da son aşamaya geldi. Bu kitabımda büyük önderimizin bilinmeyen yönlerini halkımıza aktarma misyonunu yerine getirmiş olacağım. “Attila” da, Avrupa’yı titreten, Tanrının Kılıcı olarak tanınan büyük Türk Hakanı Attila’nın hayatından, zaferlerinden, adaletinden, Türk’ün dünyaya hakim olması yolundaki düşüncelerinden kesitleri onun torunlarına yeniden hatırlatmayı düşünüyorum. Kafkasların çilekeş halkı, Türki topluluklardan Çeçenlerin Tarihini, Ruslarla, Ermenilerle, Gürcülerle olan mücadeleleri, vatanlarına sahip çıkmak uğruna kanla yazdıkları kahramanlık destanları “Çeçenler” adlı kitabın konusunu oluşturmaktadır.

E.S.Ö-Günümüz edebiyatında şiirin yeri nedir?

M.D-Şiir her zaman edebiyatın yüreğidir. En duygusal bölgesidir. Türk insanı hala duygularını, sevinçlerini, kederlerini dile getirmek için şiiri kullanmaktadır. Onun için edebiyatta şiirin yeri dün olduğu gibi bugün de çok önemlidir. Yarın da böyle olacaktır. Diğer edebiyat dallarını küçümsemiyorum ama hiç biri şiirin yerini alamayacaktır. Çünkü şiirin tadı bir başka.

E.S.Ö-Son dönem şairlerden, bir Yunus Emre, bir Karacaoğlan, bir Pir Sultan Abdal çıkmayışının sebebi nedir?

M.D-O dönemler şiir duyguları dile getirmede tek araçtı. Teknoloji yoktu. Edebiyatta yeni türler ortaya çıkmamıştı. Şimdi öyle mi? Roman, hikâye, deneme gelişti. Bu alanlarda da büyük yazarlar, değerli ürünler verdi. Günümüzde de çok büyük, çok değerli şairlerimiz vardır. Bence, yok demek, şairlerimize, şiirimize, en önemlisi de milletimize haksızlık olur.

E.S.Ö-Şiirlerinizle okurların yanı sıra müzik sektörünün de dikkatini çeken bir şairsiniz. Bestecilerden bugüne kadar şiirlerinizin bestelenmesi için çok talep aldınız mı? Bestelenen şiirleriniz oldu
mu?


M.D-Evet, birçok bestecimizden şiirlerimin bestelenmesi yolunda birçok teklif aldım. Bu teklif ve önerilerden sıcak baktıklarım ve izin verdiklerim oldu. “Şehit Sinan Eroğlu” adlı şiirim Refik Uçar (Tekçe) ve Mustafa Sülün (Aşık Yemini); “Bordo Bereliler” adlı şiirimi Binali Yıldırım; “Çeçenistan”ı Refik Uçar (Tekçe), “Amerika Irak Savaşı”nı Tekiner Aksoy tarafından bestelendi. Bunlar ilk aklıma gelenler. Şu anda hatırlayamadığım daha birçok şiirim bestelenerek şarkılaştırıldı. Ayrıca, ben de, 2 şarkı klibinde oynadım.

E.S.Ö-Televizyonlarda bir sürü program yapılıyor fakat, edebiyat ve şiir adına programlara pek rastlanmıyor, Neden acaba?

M.D-Maalesef, televizyon kanallarımız Türk Kültürüne yakın değiller. Bir çoğunun adı bile Türkçe değil. Tamamen Hollywood kültürünün etkisinde yayın yapmaktadırlar. Programların çoğu da incir çekirdeğini doldurmayacak türden. Topluma uzak, benimsedikleri Hollywood kültürüne yakın. Kimi gafletinden yapıyor, kimi ihanetinden. Çünkü, bir milleti ayakta tutan en önemli etken dil; edebiyat ve şiir de dili yaşatan en önemli öğelerdir. Dolayısıyla milleti var eden unsurlardır. Onun için, Türk Milleti’nin dilini kaybetmesini isteyenler, televizyon ekranlarını edebiyata ve şiire kapamaktadırlar.

E.S.Ö-Kültürel gezilere nasıl bakıyorsunuz? Edebiyata katkı sağlıyor mu?

M.D-Sadece kültürel geziler değil, seyahatin her türü insanların, bu arada doğal olarak sanatçıların ufkunu açar. Yeni açılımlara fırsat yaratır. Onun için, sık sık geziye çıkarım. Bu gezilerim sırasında edebi açıdan çok sayıda materyal toplarım. Sonra bunları edebiyat ve şiirin güzel duygusuyla harmanlarım. Bence, tüm şairler, yazarlar ellerine geçen her fırsatta değişik yerleri gezmeye çalışmalıdırlar.

E.S.Ö-Fotoğraf konusunda ne düşünüyorsunuz, çok güzel fotoğraflarınızı görüyoruz yayımlanmış.

M.D- Fotoğraf konusunda söyleyeceklerim, çok seviyorum ve gittiğim her yerde elimden geldiğince zamanım olduğunca çok sayıda fotoğraflar çekiyorum ve doğada fotoğraf çekmek kırlarda çiçeklerle olmak, bir gül bahçesinde fotoğraf çekmek beni çok mutlu ediyor sanki o güzelliklerle bütünleşiyorum, gelecek günlerde imza günlerimle beraber fotoğraf sergimde beraberinde olacak.

E.S.Ö- Kültür ve Sanat Festivallerinin şiire ve edebiyatın diğer alanlarına; şairlere ve yazarlara katkısı var mıdır?

M.D-Kesinlikle olumlu katkısı vardır. Kültür ve Sanat Festivalleri, bir bakıma şairlerin ve yazarların okurlarına kendilerini tanıttıkları ilk platformlar olmakta. Şiir günlerinde şiirlerini dile getiren genç şairlerimiz hem kendini tanıtmakta, hem ustalarıyla aynı atmosferi solumakta. Ustalarının bilgi ve birikimlerinden yararlanma fırsatı bulmaktadırlar. Festivaller kapsamında düzenlenen yarışmalar ise maddi katkı sağlamanın yanında şairler ve yazarlar için büyük bir motivasyon kaynağı olmakta.

E.S.Ö- Münevver Düver kimdir? Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

M.D-Adana’da doğdum. Burada ikamet etmekteyim. 10 yıla yakın Kültür Bakanlığına bağlı personel olarak çalıştım. Sonrasında ayrıldım. Gazeteciliğe başladım. Halen Adana’da yayımlanan Zirve Gazetesinde gazetecilik çalışmalarımı sürdürüyorum. Aynı gazetenin Şiir Sayfasının editörlüğünü ve Yayın Kurulu Üyeliğini de yapmaktayım. Adana’da haftalık bölgesel yayınlanan Türkay Haber Gazetesi’nin sanat editörlüğünü yapmaktayım. Aynı gazetede “Sanat Penceresi” başlığı altında kültür, sanat ve edebiyat yazılarım yayınlanmaktadır. Bu arada, Osmaniye’de yayımlanan Şelale, Mersin’de yayımlanan Maki, Salihli’de yayımlanan Sevgi Yolu, Söke’de yayımlanan Sarızeybek, Denizli’de yayımlanan Neş’e, Ankara’da yayımlanan Ortanca, Yozgat’ta yayımlanan Küskün Akasya, Antalya’da yayımlanan Güllük, kültür-sanat-edebiyat dergilerinde şiir ve yazılarım yayınlanmakta. Türkiye’nin değişik yörelerindeki gazete ve dergiler ile internet gazete ve dergilerinde de yazılarım yayınlanmaktadır. Bu arada, Günizi adlı kültür- sanat-edebiyat dergisini önümüzdeki günlerde yayınlamaya başlayacağım. Kalabalık ve hepsi büyük değer olan bir yayın kurulu tarafından dergide yer alacak eserler belirlenecektir. Bu bakımdan seçkin bir dergi olacak. Dergiye gönderilen tüm eserleri inceleyecek olan yayın kurulu, yapacağı tavsiyelerle henüz yolun başındaki genç kardeşlerimizin ufkunu açacak; edebiyat dünyasında kalıcı bir yer edinmelerinde yardımcı olma gibi bir misyonu da yerine getirecektir. www.munevverduver.com, www.munevverduver.net, www.munevverduver.org adlı internet sitemle sanal alemde yayıncılık yapmaktayım. Sitemde kendi şiir, roman ve tiyatro oyunlarımın dışında, başka sanatçıların da eserlerini yayınlayarak, edebiyat dünyamıza hizmet etmekteyim.

E.S.Ö-Gazeteciliğin genelde sanata, özelde şiire ve edebiyatı etkisi nedir?

M.D-Gazetecilik yapısı gereği günün her anı halkla iletişim içerisinde olan bir sektör. Böyle olunca, bir sanatçı için çok önemli olan halkın dertlerini, sevinçlerini, acılarını, toplumun içinde bulunduğu ruh halini sağlıklı bir biçimde saptama fırsatı doğmaktadır. Bu durum, sanatçının eserlerine yansır, eserlerini toplum tarafından kabulünü sağlar. Ayrıca, gazeteler yayınladıkları kültür- sanat sayfalarıyla, birçok genç ismin topluma mal olmasını sağlamaktadır. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle ürünlerini yayınlayamayan sanatçılara eserlerini sergileme fırsatı vermektedir. Bu durum, sanat ve edebiyatın gelişmesine, Türk Edebiyatının yeni yazarlar, şairler kazanmasına vesile olmaktadır. Örneğin, sanat sayfası editörlüğünü üstlendiğim Zirve Gazetesi, sadece Adanalı değil, Türkiye’nin her tarafından, hatta Türk Dünyasından birçok genç ismin eserlerini yayınladıkları ilk yer olmuş ve onları sanatseverlere tanıtmıştır.

Bu arada, televizyonun izlenme oranının yüksek olmasına karşılık gazetelerin yazılı belge olma özelliği vardır.
Günümüzde bir de internet yayımcılığı vardır. İnternet yayımcılığı da sanatın, edebiyatın ve şiirin gelişmesine çok olumlu katkılar koymuştur

E.S.ÖSayın Münevver Düver, sizin şiirlerinizde özellikle kullandığınız bir tarz var mı?

M.D-Şiir, okuyana duygu yoğunluğu yaşatmalı, ruhunda fırtınalar estirmeli, hatta yıldızlarla yarıştırmalı. Ben, şiirimi bu saydıklarımı hangi tarzda gerçekleştirebileceğimi düşünüyorsam o anda o tarzda yazmaktayım. Bu hece vezni de olabiliyor, serbest şiir de. Gönlün hangisinden yana diye soracak olursanız, hece vezninde olduğunu söyleyebilirim.

E.S.Ö-Gelecekte edebiyat alanında hedefleriniz nelerdir?

M.D-Gelişmede sınır yoktur. Her anımı şiirde, edebiyatta kendimi geliştirmek için kullanacağım. Yeni konularda yepyeni eserler vermek istiyorum. Daha da önemlisi, kendime ait bir tarz geliştirmek istiyorum.

E.S.Ö-Genç şair arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir? Kimleri okumalıdır ve şiirlerinizi yazarken hangi kurallara dikkat etmelidir?

M.D-Öncelikle çok okumalılar. Hani kitap kurdu diye bir söz var ya; tıpkı onun gibi. Şiirlerin yanında roman, hikâye gibi türden eserleri de okumalılar.
Kendilerini, hece ya da serbest şiir yazmak için zorlamamalılar. İçlerinden nasıl geliyorsa öyle yazsınlar. Okuyucuyla daha sıcak ilişki kuracaklarından emin olabilirler. Her duygularını kaleme almaktan kaçınmasınlar. Ancak, bunu yaparken, şiirin temel ilkelerini asla göz ardı etmesinler. Yazarken kesinlikle bağnazlıktan kaçınsınlar.

YAZARIN DİĞER ÇALIŞMALARINI GÖRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYINIZ

http://www.birharf.net/news.php?cat.29


Emine SEVİNÇ ÖKSÜZOĞLU
Edebiyat Araştırmacısı Şair / Yazar



Yorum yazmak için buradan üye olun

Öğrenmeye gönül veren sitemiz birharf.net'e hoşgeldiniz!..