BESTELER GÜFTELER
ÇOCUK EDEBİYATI
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret1264
ÜRÜNÜN GÜL DESTESİ

 

ÜRÜNÜN GÜL DESTESİ



      Edebiyat dünyası yeni bir şiir kitabına kucak açtı, “Ürünün Gül Destesi”. Kitabın en önemli özelliğinden birisi beş ayrı şairinin olması. Diğer özelliği ise şairlerinin aynı zamanda halk ozanı olarak anılması.

      Şairlerden biri ve aynı zamanda projenin fikir babası olan Hasan Kaplani, kitabın sunuş yazısında daha önce Zülfikar Yılmaz ile hazırladıkları “İki Söz İki Yürek” isimli şiir kitabının ses getirmesi üzerine bu kitabı hayata geçirmeye karar verdiği bilgisini paylaşıyor bizimle. Hocası Âşık Selahattin Dündar’a projesinden bahsediyor ve onayını alıyor. Daha sonra Zülfikar Yılmaz, Besime Şahin Alçınkaya ve Hasan Demir (Güferi) ile iletişime geçiyor.Böylece şiirlerini bir kitapta toplama konusunda fikir birliğine varıyorlar.

      Önsöz, Âşık Selahattin Dündar tarafından kaleme alınmış. Bu metni okuyunca anlıyoruz ki Hasan Kaplani, Dündar’ın öğrencisi. Bu da bize Âşıklık geleneğinde var olan usta-çırak ilişkisinin günümüzde de devam ettiğini gösteriyor. Âşık Dündar, Hasan Kaplani’ye “Şah Ozan” diye hitap ediyor. Önsözü okuduğunuzda eserde şiirleri yer alan halk şairleri hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Gerçi her şairin biyografisi de kendilerine ayrılan bölümün başına eklenmiş.

      Âşık Dündar’a ait 42 şiir süslüyor kitabın sayfalarını. Bu şiirlerin içinde ödül alan eserler de var. Şiirlerin çoğunda sekizli ve altı+beş hece ölçüsü kullanıldığı dikkatleri çekiyor. Dizelerdeki ahenk ve ritim sanki Âşık Dündar şiirlerini goşasazıyla çalıp söylüyormuş havasını okura hissettiriyor. Şiirlerde sevgi, insan olmak, insana dair her şeyi sevmek, barış, ana, gerçek aşk, adalet, ayrılık, dost, tasarruf, çocuklar gibi temalara rastlamak mümkün.  Bakın bir şirinin bir kıtasında nasıl ifade etmiş kendini Dündar:

“Dündar seda verip çok ezgi çaldı

Kimi cevher sattı kiminden aldı

Deseler ki âşık senden ne kaldı

Söylenmedik nice sözler sır benim.

(Sayfa 43)



      Âşık Dündar “Çocuklar” isimli şiirinin son kıtasının son dizesinde “Sazımın göğsünde telim çocuklar” derken çocukları canı gibi sevdiği goşasazıyla bir tutuyor ve sevgisini haykırıyor. (Sayfa 41)

      Bazen de dizelerinin yardımıyla öğüt veriyor okuruna “Eğer dinler isen bir çift sözüm var.” diyerek. (Sayfa 42)

      Selahattin Bey’in, eşi Songül Dündar’ın romanına adını veren Cezo Gardaş’a ve yine Savaşların Kadını adlı romanın kahramanı olan Hürü Ana’ya da şiirler yazdığı görülüyor.

 

“Köyün Benliahmet, Kars’a bağlısan

Aklıma düşüpsen ay CezoGardaş

Dilenip dururdun elinde torban

Yaktın yine beni vay CezoGardaş.”

(Sayfa 26)

      Bununla da kalmıyor ve Âşık Dündar, bir önlüğe, tarlada geçen bir güne bile şiir yazıyor. Elli ikinci sayfada yer alan “Ey Sevgili” isimli şiir ise hem yatay hem de dikey okunduğunda aynı dizeleri taşıma özelliğine sahip

Mecnun gibi / perişanım / ünüm çatmaz / Leyla’ya

Perişanım / ünüm çatmaz / düşmüşüm / çöl sahraya

Ünüm çatmaz / düşmüşüm / yalvarırım / ol Mevla’ya

Leyla’ya / çöl sahraya / ol Mevla’ya / seda saldım”

(Sayfa 52)

       Dündar’a ayrılan bölüm “İki Yürek İki Söz Kaplani ile Yılmaz” şiiriyle son buluyor.

      İkinci sırada Hasan Kaplani’nin şiirleriyle tanışıyor okur. İlk bağlamasını 1968 yılında eline alan Kaplani bir daha bırakmamış, eserler üretmiş, ödüller almış, çeşitli televizyon kanallarına programlar hazırlamış.

Kaplani, şiirlerinde genellikle ikinci tekil şahsa seslenmiş:

“Takatim yok koşamam ki güzel dost” (Sayfa 63)

“Mahzun bakar gözlerinde hüzün var” (Sayfa 64)

“Hasretinle belim bükülmesin yar” (Sayfa 65)

      Ozan’ın kalbinde büyük bir sevgi yumağı olduğu ve bir kez sevdiği yârini kutsal kabul ettiğini öğreniyoruz dizelerinden…

“Kara Deniz gibi dalgalı durma

Oktur kirpiklerin sineme vurma

Kutsalımsın dedim öteyi sorma

Gönül evim Kâbe yıkılmasın yar”

(Sayfa 65)

“Çocuklara ana Kaplani’ye yar

Her türlü özveri benliğinde var

Sıcak yüreğine bizi daim sar

Yoldaşımsın sırdaşımsın eşimsin”

(Sayfa 70)


      Şah Ozan’ın şiirlerinde işlediği konular arasında hüzün, yar, sevgi, vasiyet, umut, paylaşmak, namus, helal-haram, barış gibi konulara da rastlanıyor. İnsanların hayattayken kıymetinin bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Kaplani“Olur musun” isimli şiirinde kötüyü göstererek iyiyi seçer misin, diye soruyor okuruna. (Sayfa 85) Sayfalar ilerledikçe babasına ve dostlarına ithaf ettiği şiirlerle karşılaştığınız gibi üstü kapalı anlatımlarla da tanışıyorsunuz “Yürüyorum Dikenlerin Üstünde” mısraında olduğu gibi.

“Karanlık bir gece yol görünmüyor

Yürüyorum dikenlerin üstünde

Kara çalı bana aman vermiyor

Yürüyorum dikenlerin üstünde.

(Sayfa 73)

      Üçüncü sırada Besime Şahin Alçınkaya’nın şiirleri yer alıyor eserde. Kitapta yer alan tek bayan ozan Besime.Şiirlerinde hüzün, sitem, ana, dost, sıla, gurbet, gönül, kara toprak, vefasızlık, özlem, beklemek, umut, sabır, keder, dert, yar, emek gibi temalara rastlanıyor.

      “Dert adamı söyletir.” diye bir söz vardır ya hani… Besime’nin şiirleri de dertten beslenmiş adeta. Şair daha çok duygularından beslenmiş ve onları dizelerine dökmüş.

“Hasret çile yoldaş bana

Hüzün sanki bir eş bana

Doğmaz oldu güneş bana

Hal perişan yaman gayrı”

(Sayfa 110)

“Hangisini söyleyeyim sevdiğim

Geceden daha da kara kaderim

Nereye el atsam elimde kalır

Sinemde onulmaz yara kaderim.”

(Sayfa 128)

“Başım duman duman yüreğim korda

Hasret yüreğimi yakıyor gülüm

Dert benden ayrılmaz gönlüm efkârda

Gözlerimin yaşı akıyor gülüm.”

(Sayfa 137)

      Dördüncü sırada yer alan şair ise Zülfükar Yılmaz. Yılmaz’ın şiirlerindeki evlat ve torun hasreti dikkat çekmeyecek gibi değil. Bir de ömrün son demine yaklaştığına işaret ediyor dizelerinde. Gurbet, fakirlik/zenginlik, dostluk, alın teri, sevgi, kavuşma, zaman, endişe, dert, hasret gibi konuları işlemiş şiirlerinde.

Aşağıdaki dörtlükte bakın kendisini nasıl anlatmış Zülfükar Yılmaz.

 

“Yanar Zülfükar’ım Hak diye diye

Bir hoş seda kalır benden hediye

Dik olan başımı eğdim sevgiye

Karlı dağa değil düzüne düştüm.

(Sayfa 153)

      Ömrünün son demlerini yaşadığına dair bir teslimiyete tanık oluyoruz bu dörtlükte…

“Kara kışa teslim olmuş yüreğim

Dağnı Dağı’ndaki kar bana neyler

Garip bülbül gibi gülde merağım

Ömrüm sonbaharda har bana neyler.

 

(Sayfa 161)

      Evladına duyduğu hasreti bakın nasıl dillendirmiş şair.


“Dön gel oğul dön gel gayrı köyüme

Katıl ailene kendi soyuna

Gurbetin acısı girip suyuma

Ekmeğe dayandı aşa dayandı.”

(Sayfa 163)

      Son sırada ise Hasan Demir var. Mahlası “Güferi”. Şiirlerinde haksızlığın karşısında haklının yanında durduğunu haykırıyor.


“Gözlerim kör olsun devrilsin boyum

Zalimin zulmüne karşı gelmezsem

Zehir zıkkım olsun ekmeğim suyum

Zalimin zulmüne karşı gelmezsem.”

(Sayfa 205)

      Sitem, özlem, hüzün, ayrılık, gurbet, sevda, zalim, zulüm, anne, eşitlik, özgürlük, barış, insanlık gibi mazmunlar yer alıyor Güferi’nin dizelerinde, beyitlerinde.

“Gönlüm ahuzarda yüreğim gamda

Söndü ocak duman tütmez bacamda

Hasret ateş oldu günüm gecemde

Şu kara bağrımı yaktım uzakta”

(Sayfa 200)

      Toplumsal olaylara da yer vermiş şiirlerinde Güferi. Bunu mizah ve mübalağa sanatlarını kullanarak yapmış. Bazı dizelerindeki serzeniş ve gönül kırgınlığı dikkat çekse de umudun var olduğunu da söylüyor bize şair.

 

“Güferi’yim elbet bir gün gelecek

Ezilenler dur diyecek zulüme

Sömürülen sınıfını bilecek

Birlik olup ders verecek zalime.”

(Sayfa 243)

      Görüldüğü gibi her kalemde farklı bir lezzet var.  Anlatılmak istenen konular, verilmeye çalışılan mesajlar değişik söyleyişlerle can bulmuş dizeler boyunca. Ozanlar az sözle öyle çok şeyler anlatmışlar ki bize. Şiirlerdeki sıcaklık, içtenlik okuru sarıveriyor hemen. Şairlerin dillerinin anlaşılır, duru, akıcı ve sade oluşu okuru yormuyor. Seçilen konular hayatın içinden olsa da toplumsal ve felsefi yanlarının olduğu da gözlerden kaçmıyor. Deyişlerin güçlü olması ozanların hayatı ve insanları nasıl gözlemlediklerini, tanık oldukları olaylarla kurdukları empati yetisini ortaya çıkarıyor. Şiirlerin içinde doğaçlama söylenmiş olanlar olduğunu düşündürtüyor okuduğunuz bazı mısralar. Ödüllü şiirler olduğu da görülüyor. Ürünün Gül Destesi’nde yer alan şiirler öyle bir kere okunup geçilecek şiirler değil. Okunup üzerinde düşünülecek, kafa yorulacak eserler. Ozanların şiirlerini sadece okumak değil bağlamalarıyla, goşasazlarıyla beraber dinlemek de gerek.

      Ürünün Gül Destesi, edebiyat dünyasının bir kazanımı. Ürün Yayınları’ndan çıkmış. İki yüz altmış iki sayfa. Kapak tasarımı Muharrem Yalçınkaya tarafından yapılmış.

      Kitapta şiirleri bulunan beş şairimizi ayrı ayrı kutluyor, şiirleri bol okunsun, çok dinlensin arzu ediyor ve yolları açık olsun diliyorum.


Sibel Unur Özdemir

03.07.2022
Ankara
 
  
12 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın